candy


57 Yorumlar on candy

  1. Bizlere en uygun OLan, ruhumuzu en iyi şekilde tatmin eden bu güzel yolda,bu yolculukta iyi,güvenilir ve öğretici bir rehber ile hakikata yolculuk yapmanın mutluluğu nasıl tarif edilebilir ki,Tüm bu güzellikleri anlatmak için sözler yetmez.Rabbimin Mucizelerini, güzelliklerinisonsuza kadar yaşamak umuduyla.
    Sevgi,dua ve ışıkla

    • Sevgili Hocam, değerli arkadaşlar, öncelikle çok yoğun ve güzel paylaşımlar için oluşturulan bu güzel sitemizden sizlere hitap etmenin tarifsiz mutluluğunu hepinizle paylaşmak istiyorum. Elbette hep birlikte kendi HAKİKATİMİZE YOLCULUĞUMUZDA çok değerli bilgilerimiz ve deneyimlerimiz buradan akmaya devam edecek. Hepimize hayırlı olsun inşallah.

  2. hayırlı uğurlu olsun inşallah

  3. Söhret Hellmuth // 28 Şubat 2016 at 02:01 //

    Matrix enerjisiyle egitim veriyormusunuz, egitim sartlari ve ücreti nedir. Online egitim veriyormusunuz Matrix ile ilgili. Cünkü ben yort disindayim, online egitim almak mümkünmü onu da sormak istiyorum, tesekkürler, sevgiler….

    • Hayırlı akşamlar… Öncelikle bu yüksek FARKİNDALİGİNA aday olduğumuzdan dolayı sizi tüm kalbimle kutluyorum. Bu eğitimin online verilmesi imkânsız. Zira zaman zaman benim dokunmam gerek. Bir nevi inisiyasyon. Program toplamda 18 saat ve sertifikasyon ile 1500 TL. Teşekkürler… Gorusmek dileğiyle.

  4. Merhaba sevgili Dostlar,
    Daha önce açıkladığımız İstanbul 1. Matrix Eğitim takviminde bazı arkadaşlarımızın plan ve programları ile çatışmasından dolayı bir hafta ileriye aldık. Allah’ın izni ile 6,7,8 mayıs tarihleri arasında aynı adreste yapılacaktır. Bilgilerinize arz olunur.

  5. Merhaba sevgili Dostlar,
    Daha önce açıkladığımız İstanbul 1. Matrix Eğitim takviminde bazı arkadaşlarımızın plan ve programları ile çatışmasından dolayı bir hafta ileriye aldık. Allah’ın izni ile 6,7,8 mayıs tarihleri arasında aynı adreste yapılacaktır. Bilgilerinize arz olunur.

  6. KOLAY MANZARA YOKMU ?

  7. Gülay Ertürk // 10 Mayıs 2016 at 17:16 //

    Merhaba, matriks eğitimiücreti nedir? Ankara’da bu eğitimi düzenleecekmisiniz? Bu eğitimi almadan bu iki nokta tekniğini uygulamak mümkün mü? teşekkürler.

    • Merhaba Gülay hanım, hayırlı akşamlar.
      Matrix eğitimi bir modülde genellikle Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri sabah saat 10.dan akşam 18.00 e kadar süren normalde 18 saat olmak üzere verilen bir eğitim ve ücreti 1.500 tl. Ankara’da en kısa zamanda bir organizasyon olacak. İlgilenirseniz telefon numaranızı bıraktığınız takdirde arkadaşlarımız size bilgi verecektir. Eğitim almadan ve inisiye olmadan normal yollardan iki nokta yapmak imkansızdır. Ancak bazı dostlar benzer uygulamalar yapabilmekte ve iki nokta tekniğinde olduğu gibi salınmalar ve düşüşler gerçekleştirmekteler. Bizce bu başka bir frekanstan kaynaklı içinde matrix farkındalığı olmayan bir uygulamadır. Teşekkürler.

    • Matrix eğitimi toplamda üç gün 18 saattir ücreti 1500 tl.
      teşekkürler

  8. Merhaba Sevgili Dostlar,
    06.07.08 Mayıs 2016 tarihleri arasında İstanbul’da organize edilen İSTANBUL 1. MATRİX eğitimleri Allah (c.c) izni ile mükemmel bir finalle sonlandırıldı. Eğitime katılan tüm dostlar, yoğun teorik bilgilerin ardından pratik olarak da çok başarılı ve güzel sonuçlar aldılar.

    Öncelikle bize bu mübarek enerjiyi nasip eden Rahman-i rahime sonsuz hamd-ü senalar ediyor, bize bu paylaşım imkanını sağlayan Başer Eğitim Kurumları sahibesi sevgili Seher BAŞER hanımefendi başta olmak üzere kurumun müdürü sevgili kardeşim Ersan KARAİSMAİL ve tüm kurum çalışanlarına sonsuz teşekkür ediyorum.

    Sevgili dostlar, eğitim boyunca tekraren söylediğim gibi, bu eğitim burada bitmedi. Allah’ın izni ile bundan sonra yoğum bir bilgi akışı ile bilgilerinizin tazelenmesine ve gelişmesine, pratiklerimizin daha etkin ve hızlı bir şekilde gelişmesi için elimden geldiğince sizleri desteklemeye ve KENDİ MÜBAREK MORFİK ALANLARIMIZI geliştirmeye yardımcı olacağım.

    Tüm katılımcı canlara sonsuz sevgi ve saygılarımı sunuyor, hepimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.

    Sevgi, huzur ve ışıkla…

  9. orhan ulutaş // 17 Mayıs 2016 at 02:33 //

    Merhabalar,Mersinde Matrix eğitimi programınız varmıdır,selamlar.

    • Merhaba Orhan bey, Mersinde şu an itibarı ile Matrix eğitimi yok. Ama oradaki arkadaşlarımızla temasa geçerseniz yeni bir organizasyon olabilir. Çetin AKVEREN, Arife AKVEREN kardeşlerimizle görüşmeniz iyi olur. Çetin beyin telefonu: 0505 663 7877

  10. orhan ulutaş // 17 Mayıs 2016 at 02:36 //

    Matrix Eğitimleri grup halindemi yapılıyor.

    • Evet orhan bey kardeşim, matrix enerjisi eğitimi en az 6 en fazla oniki kişi ile olan bir grup çalışmasıdır. Teşekkürler….

  11. Merhaba Sevgili Dostlar,
    Bildiğiniz gibi ARİFLERİN SIRRI isimli kitabımız henüz yeni doğdu. Allah’ın izni ile tüm imkansızlıklara, zorluklara hatta engellemelere rağmen yoğun bir sevgi ve ilgi ile kendi halinde ait olduğu yüreklerde büyüyüp gelişiyor. Her zaman söylediğim gibi Allah’dan ve dostlarımızdan başka hiç kimseye güvenmeden, yaslanmadan, herhangi bir beklentiye girmeden oldukça mütevazı bir halde akışı takip ediyoruz.
    Sevgili Canlar, bazen insanın kendi yazdığı bir şey(kitap’da) insana bilmediği çok şey öğretebiliyor. Çok ilginçtir, okuyanların bilip tattığı; “daha önce hiçbir kitapta hissetmedik” dedikleri o yüksek seviyeli enerji ve kalplerimizin derinliklerindeki unutulmuş hissiyatlarımıza dokunan bu kitap bana gerçek dostlarımı, samimiyeti, iyi niyeti ve daha birçok “Dünyevi olgu ve değerleri yüzüme çarparak çok bariz ve net bir şekilde gösterdi.
    Sevgili canlar, bu yazdıklarım kesinlikle sitem veya serzeniş değil.Sadece bu güne kadar yanlış bildiğim doğruları, doğru bildiğim yanlışları kendi yazdığım bu kitap sayesinde öğrendiğimi anlatmak istiyorum.
    Değerli dostlarım, Allah’ın izni ile tamamen insanlarımıza hizmet için adanmış çok candan ve samimi dostlarımızın olduğu,zaman zaman benimde naçizane katkılarda bulunmaya çalıştığım çok güzide bir vakıf olan SERVER VAKFINDA 25 HAZİRAN 2016 Cumartesi günü saat 14’de kitabımızın tanıtımı ile ilgili bir program olacak. Şimdiden hepiniz davetlisiniz.

    Sevgi, huzur ve ışıkla…

  12. sevim akgül // 4 Eylül 2016 at 00:57 //

    matrix uygulamanın insana geri dönüşünün amacı nedir?
    iki nokta …. amaç nedir?

    • Merhaba Sevgili Sevim Hanım,
      Matrix enerjisi insanın tekamül sürecinde ulaştığı en yüksek FARKINDALIK boyutudur. Bu boyutta insanın aslında sonsuz ve sınırsız olan rahmani kanala entegre olabilme ve dünya planında “SORUN” olarak algıladığı (HASTALIK, YOKSULLUK v.s.) gibi olguların arkasındaki gerçek realiteyi (HAKİKATİ) algılama ve çözme konusunda olağanüstü bir güce sahip olabilme yetisidir.

      İki nokta tekniği matrix enerjisine bağlanabilmenin anahtarıdır diyebiliriz. İki nokta uygulaması aynı zamanda tüm sorunlarında çözüm noktasıdır.

      Umarım yetirince aydınlatabilmişimdir. Bu konu ile ilgili sorularınız olursa yine seve seve yanıtlamak isterim. Teşekkürler.

    • Matrix’in amacı tamamen sizin NİYETİNİZE göredir. Siz neye niyet etmişseniz…”HERKESİN VE HERŞEYİN EN YÜKSEK HAYRINA” olmak şartı ile

  13. Dilek Özcan // 29 Eylül 2016 at 14:14 //

    Seminerler hakkında bilgilendirilmek istiyorum.ozellikle Mehmet ali bulutun seminerleri.tesekkur ederim

  14. Hocam ilgili teoriyi açıklayabilir misiniz? Biz nasıl anlayabiliriz?

  15. A.Ulus Çeliker // 13 Aralık 2016 at 22:56 //

    İLAHİ FARKINDALIK,
    KUANTUM FARKINDALIK

    ”İçimizden bazı kimseler dünya hayatında O’nu tanır ve bilirken, bazı kimseler, herhangi bir şeyi seviyorken ölene kadar O’nu tanımazlar. Perde kalktığında Allah’tan başkasını sevmediği ve yaratılmışın adının kendisini perdelediğini anlar.” Dr. Maximus

    Dr. Maximus ; 1165-1240 yılları arasında yaşamış hayatı ve yazıları ile derinden hem Doğu hem de Batı düşüncesine nüfuz etmiş Ortaçağ’daki büyük Sufilerden biridir. O, Doğuda Şeyh El-Ekber, ve Hristiyan Batıda ‘Doktor Maximus’ olarak isimlendirilmiş Muhyiddin İbn Arabi ‘dir.

    Şimdi de kuantum fiziğini inceleyerek, teknolojik gelişmelerin günlük yaşamımızdaki etkilerini gözler önüne seren Brian Greene’e kulak verelim:” Kuantum kanunları tüm atomları yıldızların gezegenlerin kayaların ve binaların hepimizin içindeki en ufak parçaya hükmediyor.Kuantumun günlük hayatımızda yerini farketmeyiz ama bakılması gereken yeri bilirseniz görürsünüz.Tek yapmanız gereken bakış açınızı değiştirmek ve atomların ve içlerindeki moleküllerin derinine inmek.Kuantum seviyesinde minik alanlara hükmeden yasalar bilindik yasaların hükmettiği büyük günlük cisimlerden çok farklıdır ve onları gördükten sonra dünyaya bir daha aynı gözle bakmazsınız”

    Dr.Maximus ise şöyle diyordu Tedibirat-ı İlahiye adlı eserinde
    ” Konuşulan yerden değil başka açıdan oraya bak.O vakit gerçeği bulursun.”

    Fizikçi Niels Bohr gizemi çözme yolunun maddenin kalbinden atomun yapısından geçtiğine inanıyordu.Atomların küçük güneş sistemlerine benzediğini elektron denilen çok daha küçük moleküllerin güneş etrafında dönen gezegenler gibi çekirdek etrafında döndüğünü düşünüyordu.Bohr atom ısıtıldığında elektronlarının uyarılabileceğini ve sabit bir yörüngeden diğerine sıçrayabileceğini söyledi.Her bir sıçrama ışık formunda çok belirgin çok belirgin frekanslarda enerji yayabilir ve atomların çok belirgin renkler üretmesinin sebebi budur .Kuantum sıçraması tabiri burdan geliyor.

    Toshiko Isutsu, İbni Arabinin Füsusunda Anahtar Kavramlar eserinde şöyle özetler:’’ Aslına bakılacak olursa İnsân, daha çok, âlem denilen bu aynanın bizâtihî cilâsıdır. Bütün bu ucu bucağı olmayan âleme yayılmış, dağıtılmış olan somut nesneler ise İnsân denilen bu noktasal odakta cem’ ve tevhîd edilmektedirler. Bütün girift ayrıntılarıyla tüm âlemin yapısı apaçık ve parçaları biribirleriyle iyice irtibatlandırılmış bir minyatür şeklinde İnsân’da yansımaktadır. Bu onun Mikrokozmos oluğunun anlamıdır. Kaşânî’nin ifâdesine göre: İnsân Âlem-i Sagîr(Mikro Kozmos), âlem ise İnsân-ı Kebîr'(Makrokozmos)’’

    Kuantum kuramı gözlenen ile gözleyeni ayrı saymaz.Yani biri diğerini etkileyip değiştirebilir.Bu bakımdan bağımsız nesne kavramı yok olduğu gibi etki edip dönüştürme yeteneğinin sadece varlıklara ait olmadığı da söylenebilir.Kuantum felsefesi ruhsal zekanın ürünüdür ve ilahi kaynaklıdır.Kuantum fiziğinin anahtar kavramları bize evrenle(tüm kainatla)BİR olduğumuzu anlatır.Bu yaklaşımda tasavvuftaki vahdet-i vücut.vahdet-i şuhut kavramlarının özüne götürür.Bütün bunlardan kuantum felsefesinin tasavvuf temelli olduğunu anlayabiliriz.Kuantum felsefesine göre bizler özümüzde ışık ve bilgiden oluşuruz . Bu olguyu beynimizin sağ lobu ile tam olarak kavradığımız zaman SIFIR NOKTASI enerji alanı etkileşim gücünü açar ve gücün kuvvetini çekeriz.Kalbimizin bilgeliğine güvenmeliyiz.Ne olabileceği üzerinde odaklandığımızda,odaklandığımız şey gözlemlemeyi seçtiğimiz(niyetimiz)istikamette gelişir.

    İnsanlığın var oluşundan beri kadim bilgelerce bilinen ancak çeşitli sebeplerle unutulan unutturulan birçok öğreti şimdi Aydınlanma Çağında yeniden ortaya çıkıyor diyerek konuyu özetliyor ,ilahi farkındalığa adım atmamızı sağlıyor araştırmacı yazar Bayram Ersoy.

    Muhyiddin İbni Arabinin kendisinden dinleyelim: “Bir gün Kurtuba’da buranın kadısı İbni Rüşd’ün huzuruna girdim. İnziva halinde iken Allah’tan kalbime ilhamlar geldiğini duymuş, buna taaccüp etmiş, benimle görüşmeyi arzulamış. Kadı’nın dostu olan babam buluşmamızı sağlamak için bir bahane bulup beni ona gönderdi. Ben henüz o zaman bıyıkları çıkmamış tüysüz bir oğlan idim. Yanına girince İbni Rüşd ayağa kalkıp bana sevgi ve saygı gösterdi, boynuma sarıldı ve ‘Evet mi?’ dedi. Ben hemen: ‘Evet’ dedim. Onu anladığımı düşünerek benimle görüşmesine daha da sevindi. Fakat bende hangi şeyin onu sevindirdiğini sezdim ve hemen ‘Hayır’ dedim. Bunun üzerine canı sıkıldı ve rengi değişti, yanındaki şey (kendi kanaati ve inancı) hususunda tereddüde düştü ve sordu:“Keşf ve ilahi feyz hususunu nasıl buldun? Bu, aklın bize verdiğinin ve öğrettiğinin aynısı mı?” Dedim ki : “Evet! Hayır! Evet ile hayır arasında ruhlar maddelerinden, boyunlar ve başlar da bedenlerinden uçar.” Bunun üzerine benzi sarardı, titremeye başladı, şaşıp kaldı. Çünkü neye işaret ettiğimi anlamıştı.”

    ‘’Evet’’ ile ‘’Hayır’’ arasında,yargılama,sorgulama,değerlendirme ve suçlama olmayan sıfır noktasına kuantum sıçraması yapan,yaratılmışların isimlerinin kendisini perdelediğini farkeden,mekanın mekanını,insanın sırrını bilen,kendini tanıyan,’’ Kün Fe Yekün’’(bir şeye “ol” der ise, o şey olan)sırrına vakıf ışık yolcularına selam olsun…

  16. A.Ulus Çeliker // 13 Aralık 2016 at 22:58 //

    İLAHİ FARKINDALIK,
    KUANTUM FARKINDALIK

    ”İçimizden bazı kimseler dünya hayatında O’nu tanır ve bilirken, bazı kimseler, herhangi bir şeyi seviyorken ölene kadar O’nu tanımazlar. Perde kalktığında Allah’tan başkasını sevmediği ve yaratılmışın adının kendisini perdelediğini anlar.” Dr. Maximus

    Dr. Maximus ; 1165-1240 yılları arasında yaşamış hayatı ve yazıları ile derinden hem Doğu hem de Batı düşüncesine nüfuz etmiş Ortaçağ’daki büyük Sufilerden biridir. O, Doğuda Şeyh El-Ekber, ve Hristiyan Batıda ‘Doktor Maximus’ olarak isimlendirilmiş Muhyiddin İbn Arabi ‘dir.

    Şimdi de kuantum fiziğini inceleyerek, teknolojik gelişmelerin günlük yaşamımızdaki etkilerini gözler önüne seren Brian Greene’e kulak verelim:” Kuantum kanunları tüm atomları yıldızların gezegenlerin kayaların ve binaların hepimizin içindeki en ufak parçaya hükmediyor.Kuantumun günlük hayatımızda yerini farketmeyiz ama bakılması gereken yeri bilirseniz görürsünüz.Tek yapmanız gereken bakış açınızı değiştirmek ve atomların ve içlerindeki moleküllerin derinine inmek.Kuantum seviyesinde minik alanlara hükmeden yasalar bilindik yasaların hükmettiği büyük günlük cisimlerden çok farklıdır ve onları gördükten sonra dünyaya bir daha aynı gözle bakmazsınız”

    Dr.Maximus ise şöyle diyordu Tedibirat-ı İlahiye adlı eserinde ” Konuşulan yerden değil başka açıdan oraya bak.O vakit gerçeği bulursun.”

    Fizikçi Niels Bohr gizemi çözme yolunun maddenin kalbinden atomun yapısından geçtiğine inanıyordu.Atomların küçük güneş sistemlerine benzediğini elektron denilen çok daha küçük moleküllerin güneş etrafında dönen gezegenler gibi çekirdek etrafında döndüğünü düşünüyordu.Bohr atom ısıtıldığında elektronlarının uyarılabileceğini ve sabit bir yörüngeden diğerine sıçrayabileceğini söyledi.Her bir sıçrama ışık formunda çok belirgin çok belirgin frekanslarda enerji yayabilir ve atomların çok belirgin renkler üretmesinin sebebi budur .Kuantum sıçraması tabiri burdan geliyor.

    Toshiko Isutsu, İbni Arabinin Füsusunda Anahtar Kavramlar eserinde şöyle özetler:’’ Aslına bakılacak olursa İnsân, daha çok, âlem denilen bu aynanın bizâtihî cilâsıdır. Bütün bu ucu bucağı olmayan âleme yayılmış, dağıtılmış olan somut nesneler ise İnsân denilen bu noktasal odakta cem’ ve tevhîd edilmektedirler. Bütün girift ayrıntılarıyla tüm âlemin yapısı apaçık ve parçaları biribirleriyle iyice irtibatlandırılmış bir minyatür şeklinde İnsân’da yansımaktadır. Bu onun Mikrokozmos oluğunun anlamıdır. Kaşânî’nin ifâdesine göre: İnsân Âlem-i Sagîr(Mikro Kozmos), âlem ise İnsân-ı Kebîr'(Makrokozmos)’’

    Kuantum kuramı gözlenen ile gözleyeni ayrı saymaz.Yani biri diğerini etkileyip değiştirebilir.Bu bakımdan bağımsız nesne kavramı yok olduğu gibi etki edip dönüştürme yeteneğinin sadece varlıklara ait olmadığı da söylenebilir.Kuantum felsefesi ruhsal zekanın ürünüdür ve ilahi kaynaklıdır.Kuantum fiziğinin anahtar kavramları bize evrenle(tüm kainatla)BİR olduğumuzu anlatır.Bu yaklaşımda tasavvuftaki vahdet-i vücut,vahdet-i şuhut kavramlarının özüne götürür.Bütün bunlardan kuantum felsefesinin tasavvuf temelli olduğunu anlayabiliriz.Kuantum felsefesine göre bizler özümüzde ışık ve bilgiden oluşuruz . Bu olguyu beynimizin sağ lobu ile tam olarak kavradığımız zaman SIFIR NOKTASI enerji alanı etkileşim gücünü açar ve gücün kuvvetini çekeriz.Kalbimizin bilgeliğine güvenmeliyiz.Ne olabileceği üzerinde odaklandığımızda,odaklandığımız şey gözlemlemeyi seçtiğimiz(niyetimiz)istikamette gelişir.

    İnsanlığın var oluşundan beri kadim bilgelerce bilinen ancak çeşitli sebeplerle unutulan unutturulan birçok öğreti şimdi Aydınlanma Çağında yeniden ortaya çıkıyor diyerek konuyu özetliyor ,ilahi farkındalığa adım atmamızı sağlıyor araştırmacı yazar Bayram Ersoy.

    Muhyiddin İbni Arabi’nin kendisinden dinleyelim: “Bir gün Kurtuba’da buranın kadısı İbni Rüşd’ün huzuruna girdim. İnziva halinde iken Allah’tan kalbime ilhamlar geldiğini duymuş, buna taaccüp etmiş, benimle görüşmeyi arzulamış. Kadı’nın dostu olan babam buluşmamızı sağlamak için bir bahane bulup beni ona gönderdi. Ben henüz o zaman bıyıkları çıkmamış tüysüz bir oğlan idim. Yanına girince İbni Rüşd ayağa kalkıp bana sevgi ve saygı gösterdi, boynuma sarıldı ve ‘Evet mi?’ dedi. Ben hemen: ‘Evet’ dedim. Onu anladığımı düşünerek benimle görüşmesine daha da sevindi. Fakat bende hangi şeyin onu sevindirdiğini sezdim ve hemen ‘Hayır’ dedim. Bunun üzerine canı sıkıldı ve rengi değişti, yanındaki şey (kendi kanaati ve inancı) hususunda tereddüde düştü ve sordu:“Keşf ve ilahi feyz hususunu nasıl buldun? Bu, aklın bize verdiğinin ve öğrettiğinin aynısı mı?” Dedim ki : “Evet! Hayır! Evet ile hayır arasında ruhlar maddelerinden, boyunlar ve başlar da bedenlerinden uçar.” Bunun üzerine benzi sarardı, titremeye başladı, şaşıp kaldı. Çünkü neye işaret ettiğimi anlamıştı.”

    ‘’Evet’’ ile ‘’Hayır’’ arasında,yargılama,sorgulama,değerlendirme ve suçlama olmayan sıfır noktasına kuantum sıçraması yapan,yaratılmışların isimlerinin kendisini perdelediğini farkeden,mekanın mekanını,insanın sırrını bilen,kendini tanıyan,’’ Kün Fe Yekün’’(bir şeye “ol” der ise, o şey olan)sırrına vakıf ışık yolcularına selam olsun…

  17. A.Ulus Çeliker // 14 Aralık 2016 at 18:38 //

    İLAHİ FARKINDALIK,
    KUANTUM FARKINDALIK

    ”İçimizden bazı kimseler dünya hayatında O’nu tanır ve bilirken, bazı kimseler, herhangi bir şeyi seviyorken ölene kadar O’nu tanımazlar. Perde kalktığında Allah’tan başkasını sevmediği ve yaratılmışın adının kendisini perdelediğini anlar.” Dr. Maximus

    Dr. Maximus ; 1165-1240 yılları arasında yaşamış hayatı ve yazıları ile derinden hem Doğu hem de Batı düşüncesine nüfuz etmiş Ortaçağ’daki büyük Sufilerden biridir. O, Doğuda Şeyh El-Ekber, ve Hıristiyan Batıda ‘Doktor Maximus’ olarak isimlendirilmiş Muhyiddin İbn Arabi ‘dir.

    Şimdi de kuantum fiziğini inceleyerek, teknolojik gelişmelerin günlük yaşamımızdaki etkilerini gözler önüne seren Brian Greene’e kulak verelim:” Kuantum kanunları tüm atomları yıldızların gezegenlerin kayaların ve binaların hepimizin içindeki en ufak parçaya hükmediyor.Kuantumun günlük hayatımızda yerini farketmeyiz ama bakılması gereken yeri bilirseniz görürsünüz.Tek yapmanız gereken bakış açınızı değiştirmek ve atomların ve içlerindeki moleküllerin derinine inmek.Kuantum seviyesinde minik alanlara hükmeden yasalar bilindik yasaların hükmettiği büyük günlük cisimlerden çok farklıdır ve onları gördükten sonra dünyaya bir daha aynı gözle bakmazsınız”

    Dr.Maximus ise şöyle diyordu Tedibirat-ı İlahiye adlı eserinde ” Konuşulan yerden değil başka açıdan oraya bak.O vakit gerçeği bulursun.”

    Fizikçi Niels Bohr gizemi çözme yolunun maddenin kalbinden atomun yapısından geçtiğine inanıyordu.Atomların küçük güneş sistemlerine benzediğini elektron denilen çok daha küçük moleküllerin güneş etrafında dönen gezegenler gibi çekirdek etrafında döndüğünü düşünüyordu.Bohr atom ısıtıldığında elektronlarının uyarılabileceğini ve sabit bir yörüngeden diğerine sıçrayabileceğini söyledi.Her bir sıçrama ışık formunda çok belirgin çok belirgin frekanslarda enerji yayabilir ve atomların çok belirgin renkler üretmesinin sebebi budur .Kuantum sıçraması tabiri burdan geliyor.

    Toshiko Isutsu, İbni Arabi’nin Füsus’unda Anahtar Kavramlar eserinde şöyle özetler:
    ’’Aslına bakılacak olursa İnsân, daha çok, âlem denilen bu aynanın bizâtihî cilâsıdır. Bütün bu ucu bucağı olmayan âleme yayılmış, dağıtılmış olan somut nesneler ise İnsân denilen bu noktasal odakta cem’ ve tevhîd edilmektedirler. Bütün girift ayrıntılarıyla tüm âlemin yapısı apaçık ve parçaları biribirleriyle iyice irtibatlandırılmış bir minyatür şeklinde İnsân’da yansımaktadır. Bu onun Mikrokozmos oluğunun anlamıdır. Kaşânî’nin ifâdesine göre: İnsân Âlem-i Sagîr(Mikro Kozmos), âlem ise İnsân-ı Kebîr'(Makrokozmos)’’

    Kuantum kuramı gözlenen ile gözleyeni ayrı saymaz.Yani biri diğerini etkileyip değiştirebilir.Bu bakımdan bağımsız nesne kavramı yok olduğu gibi etki edip dönüştürme yeteneğinin sadece varlıklara ait olmadığı da söylenebilir.Kuantum felsefesi ruhsal zekanın ürünüdür ve ilahi kaynaklıdır.Kuantum fiziğinin anahtar kavramları bize evrenle(tüm kainatla)BİR olduğumuzu anlatır.Bu yaklaşımda tasavvuftaki vahdet-i vücut.vahdet-i şuhut kavramlarının özüne götürür.Bütün bunlardan kuantum felsefesinin tasavvuf temelli olduğunu anlayabiliriz.Kuantum felsefesine göre bizler özümüzde ışık ve bilgiden oluşuruz . Bu olguyu beynimizin sağ lobu ile tam olarak kavradığımız zaman SIFIR NOKTASI enerji alanı etkileşim gücünü açar ve gücün kuvvetini çekeriz.Kalbimizin bilgeliğine güvenmeliyiz.Ne olabileceği üzerinde odaklandığımızda,odaklandığımız şey gözlemlemeyi seçtiğimiz(niyetimiz)istikamette gelişir.

    İnsanlığın var oluşundan beri kadim bilgelerce bilinen ancak çeşitli sebeplerle unutulan unutturulan birçok öğreti şimdi Aydınlanma Çağında yeniden ortaya çıkıyor diyerek konuyu özetliyor ,ilahi farkındalığa adım atmamızı sağlıyor araştırmacı yazar Bayram Ersoy

    Muhyiddin İbni Arabinin kendisinden dinleyelim: “Bir gün Kurtuba’da buranın kadısı İbni Rüşd’ün huzuruna girdim. İnziva halinde iken Allah’tan kalbime ilhamlar geldiğini duymuş, buna taaccüp etmiş, benimle görüşmeyi arzulamış. Kadı’nın dostu olan babam buluşmamızı sağlamak için bir bahane bulup beni ona gönderdi. Ben henüz o zaman bıyıkları çıkmamış tüysüz bir oğlan idim. Yanına girince İbni Rüşd ayağa kalkıp bana sevgi ve saygı gösterdi, boynuma sarıldı ve ‘Evet mi?’ dedi. Ben hemen: ‘Evet’ dedim. Onu anladığımı düşünerek benimle görüşmesine daha da sevindi. Fakat bende hangi şeyin onu sevindirdiğini sezdim ve hemen ‘Hayır’ dedim. Bunun üzerine canı sıkıldı ve rengi değişti, yanındaki şey (kendi kanaati ve inancı) hususunda tereddüde düştü ve sordu:“Keşf ve ilahi feyz hususunu nasıl buldun? Bu, aklın bize verdiğinin ve öğrettiğinin aynısı mı?” Dedim ki : “Evet! Hayır! Evet ile hayır arasında ruhlar maddelerinden, boyunlar ve başlar da bedenlerinden uçar.” Bunun üzerine benzi sarardı, titremeye başladı, şaşıp kaldı. Çünkü neye işaret ettiğimi anlamıştı.”

    ‘’Evet’’ ile ‘’Hayır’’ arasında,yargılama,sorgulama,değerlendirme ve suçlama olmayan sıfır noktasına kuantum sıçraması yapan,yaratılmışların isimlerinin kendisini perdelediğini farkeden,mekanın mekanını,insanın sırrını bilen,kendini tanıyan,’’ Kün Fe Yekün’’(bir şeye “ol” der ise, o şey olan)sırrına vakıf ışık yolcularına selam olsun…

  18. Hakikatin tanımlanamaz olması demek, hakikati tanımlayabilecek, hakikatten ayrı bir varlık olmadığı demektir.Sıfatınla değil varlığınla bakarsan ozaman anlayışın basamaklarını tırmanabilirsin.

  19. irfan gölükcü // 6 Mart 2017 at 15:20 //

    Merhabalar Sayın Hocam.
    YouTube’deki videolarınızı ilgiyle izledim.
    Matrix kursu ile ilgili bilgi almak istiyorum. Ankara’da ikamet ediyorum. Bu konuda bilgi alabileceğim telefon ya da email yazabilirseniz memnun olurum.
    Selamlar. İrfan Gölükcü

  20. GÜLÇİN BESTELCİ // 13 Mart 2017 at 14:56 //

    MERHABALAR,
    AYDIN DA EĞİTİMLERİNİZ VAR MI YAKIN ZAMANDA?

    • Merhaba Gülçin hanım, hayırlı akşamlar,
      Şimdilik Aydın’da bir eğitim programımız yok. Ancak Mustafa bey, veya Demet hanımla görüşürseniz organizasyon konusunda daha detaylı bilgi alabilirsiniz.
      İletişim bölümünde iletişim bilgileri var. İlginiz için sizi kutluyor, teşekkür ediyorum.

  21. Merhaba Hocam, kendimizi nasıl koruyabiliriz? Ne yapmamız gerekli?

  22. Hocam;tabiri caizse Ariflerin Sırrı kitabınız bir içim su.Uzun zamandır başlayıp ta bukadar kısa sürede okuduğum kitap hiç olmamıştı.Yaşanmışlık ve samimiyet ancak bu kadar güzel romanlaştırılır.Hele bölüm başlıkları ayrı bir güzel,her bölüm ayrı bir kitaplaşması gereken başlıklar.İnanın başlıkları defalarca okudukça anca anlayabildiğim bir o kadar düşündürücü,ibretlik levhalar gibi önümüzde duruyor.Kaynağı saf,temiz ve İlah i olan bu anlayışla ele alınan ve bizlere sunulan bu eserden dolayı Rabbim sizlerden razı olsun.Sizlere hayırlı uzun ömürler versin.Güç kuvvet versin.Allah başımızdan eksik etmesin.Rabbim bizlere de bu saf ve temiz kaynaktan en güzel şekilde istifade etmeyi,hayatımıza hakim kılmayı basıp etsin. Ümit ettiğiniz ve bize de ümit ettirdiğiniz güzel yarınlara kavuşmak niyeti ile Allah a emanet olun. ,

    • Merhaba Mehmet bey kardeşim,
      Ariflerin Sırrı ile ilgili güzel düşüncelerin için çok teşekkür ediyorum. İnşallah en kısa zamanda görüşüp tanışmak dileğiyle.

  23. İrfan Gölükcü // 20 Nisan 2017 at 20:10 //

    Bayram Hocam;

    Yazınızda içe doğru yolculuğunuzda Muhteşem bir tefekkür ufkunda seyahat ederek, HİÇ’lik okyonusunda VAR’lık sırrının ne kadar önemli olduğunu hissettirdiniz.

    Mevlana Hz’lerinin “Hiçliğini kabul etmedikçe hiçlikten kurtulamazsın.” sözü de sizin ifadelerinizle tam örtüşüyor.

    HUZUR’un en önemli bir yönü de sürekli ALLAH’ın HUZUR’unda olduğunun FARKINDA OLmak’tan geçtiğini tefekkür etmiş oldum.

    Teşekkürler.

  24. Ayşegül çalapkulu // 21 Nisan 2017 at 00:12 //

    Kaleminize yüreğinize sağlık hocam o kadar güzel anlatmışsınızki

  25. Bugünkü yazınızı okumaya başladığımda dikkatim birden artmaya başladı. Sessiz okuyorum ama dudaklarım titriyor. Günün bütün konuları kayboldu. Kalbimdeki heyecanı ve gözlerimdeki ıslaklığı hissettim. Her okuduğum cümlenin içinde geçen hû, ruh, hâk ve huzur kelimeleri damlalara dönüştü. Kalbim sevinçten titreyen çocuk gibi içimde gülümsüyor. Oysa parlayan gözlerim ağlıyordu. Sen nelere kadirsin huzur’un hû’su.
    Yazınızı okuduktan sonra dökülenler Bayram hocam. Teşekkürler.

  26. ARZU AKASLAN // 21 Nisan 2017 at 18:23 //

    hocam harika muhteşem olmuş

  27. Remziye demirci // 21 Nisan 2017 at 22:00 //

    Hocam ben bu farkındalık farkındalığını yaşamaya başladım özellikle namaz kılısim dualarım deyisdi ve artık hissediyorum dualarım artık kendiliğinden dökülüyor ve dua ederken gözyaşlarimi tutamiyorum namazlarımızı suhuile kılıyoruz özellikle AN da olmayı ve yaşamayı sayenizde öğrendik binlerce teşekkür remziye ve murat

  28. Hocam ne güzel anlatmışsınız HUZUR da olmayı…Rabbim bizlerede nasip etsin inşallah.Dünya mıknatısına öyle kapılmışız ki siz FARKINDA olun dedikçe bizlerin gözündeki perdeler FARKINDA OLmayı bile nasip etmiyor.Egomuzun esiri olup HAYYY diyemiyoruz.Çok şükür Sıfır Noktası Enerjisi nasip oldu elimizde anahtarımız var ama kullanmayı bilmiyoruz.

  29. Rabbimin çok şükür bizlere nasip ettiği bu değerli anahtarı Sıfır Noktası Enerjisini HUZUR da olmak için HUZURA kabul edilmek için kullanmayı tam olarak anlayamamışız ayağımızdaki prangaları kırmak için bir kez daha bize anlatırmısınız…çok teşşekürler hocam

  30. Sevgili Hocam, kalbinizden elinize, elinizden kaleminize akan bu canli, yasayan sözcükler hepimizde farklı duygular hissiyatlar uyandırdı. Her bir zerremin yeniden canlandığını hissettim. Ki bu yazıyı okuyup da kendinden bir sey bulamayacak bir yolcunun olmayacagını düşünüyorum. Evet hepimiz yolcuyuz..Huzur’a kavusma Huzur’u bulma yolcularıyız. Bu yolculuk hem çok çetin hem de çok kolay. Dileğim Rabbimin bizleri kolay yollardan gecirmesi Huzur’a varma yolculugunda…
    Farkında olmamıza ışık tutan bu yazınızdan kendimce anladığım ;
    Şartsız/Koşulsuz Sevgi “O”
    Hosgörü/Tevazu. “O”
    Merhamet. “O”
    Vicdan. “O” ve
    Huzur. “O”…
    Bes kardesle BİR OLmak BİRlikte OLmak…
    Bu bes basamagi cikmak ve çıkarken çok kaygan olan bu zeminlerde ( sizin hep dediğiniz gibi ) kaymadan emin adımlarla ilerlemek için Saf İnanç, Sarsılmaz İtikat ve Tertemiz Niyet gerekli yazınızda belirttiğiniz gibi..sanırım bu konuda da bizlerin uzun bir zaman daha rehberliğinize ihtiyacımızın olduğunu düşünüyorum 🙂
    Buraya kadarını anlamış gibi hissetsemde şöyle bir soru sormak istiyorum Hocam; Bu manevi seferimizde cok guzel ilerlerken ayagımız kayıp tökezlediğimizde ya da düştüğümüzde ne yapmalı ne düşünmeliyiz ?
    Her şey için çok tesekkur ediyorum Ve bu NUR’un hepimizin üzerinde daim olmasını ve büyümesini diliyorum..
    Allah razı olsun sizden Hocam..

  31. Hocam, HUZUR da OLmanın kalbinizde atisini hissetmeniz ve tum yureginizle bizlere de dunya! degerleri disinda neye onem ve deger vermemiz gerektigini anlamamiz icin yazdiklariniz cok derin ve sarsıcı.
    Sıfır Noktası Enerjisi İLAHi OLana ulasmak icin ve gercekten BİR OLup Sevgi,Hosgoru,vicdan ve merhamet ile HÛZUR a kabul edilmek icin yolumuz HAKK.
    Uykuda Uyaniklikta HÛ ile Yaradani zikredenlerden OLmak.
    Zihim ego nefsin tuzaklarina dusmemek ve
    Yuce Rabbimize ulasabilmek icin yolumuza her daim ısık OLup; bizi Farkinda OLdurmaya calisiyorsunuz.
    Allah kaleminizden cikan tum kelimeleri sizle birlikte AN be AN yasamayi bize nasip etti.Ruhumuz derinliklerinde hissettik ve titredik.
    Cok tesekkurler
    Sevgi ve Saygilarimla

  32. Belma yavuz // 22 Nisan 2017 at 02:20 //

    Çok sansli oldugumu düşünüyorum nerden.nereye geldik nasıl bir yolculuğa çıkmışız bilmeden andaolmayi bukadar dikkati kesen farkındalık olayını budenli hissedebileceğimi hicsanmiyorken benden başka birben daaha varmis hayatımda yapmis olduğum En güzel hareketti eğitime katılmak bide şansa mali durumlarımız sikintidayken tonla sıkıntı varken hic bibeklenti olmaksizin cagirisiniz omrum gecsede unutmicam borç elbette ödenir mühim olan ihtiyacı olana arayışta olana alması gereken.bilgi ve donanımı bahsetmeniz çok değerli sevgili Bayram hocam Allahım sizesaglikliomuler versin eğitime yeni başladık daha birinci sınıfta olduğumu mezuniyete kadar yani Ol ma yolunda ilerleyene kadar beraberiz inşallah sizinle tanışma ma vesile olanlardan Allahım milyon.kere razı olsun sizin için herdaim dua edicem bu ellerim her semaya kalkınca size sevdiklerinize olmuslerinize dua edicem mevlam kabul edilenlerden eylesin sizi çok seviyorum demet abla senide çok seviyorum ruhutemiz kendi bi okadar cici insan

  33. Benim adım huzur ile yaşadıklarınızı bizlere aktarmışınız.Bunu da okuduktan sonra içimizdeki huzur kelimelere döküldü.Yaklaşık bir ay önce bir arkadaşımızın tavsiyesi ile sizinle tanışmak ve kısa süreliğinede osa sizinle hemhal olma şerefine nail olduk.Bu nasıl bir birliktelik,nasıl bir muhabbet ki kısa sürede insan hayatında bu kadar etkili olumlu bir değişiklik oluşabilir.Bizdeki oluşturduğu farkındalık,AN ı algılama ve yaşatma,fıtratı hatırlama,sahibimizi yeniden hatırlama,O na karşı vazifelerimizi yerine getirmede titizlik,bunun getirdiği sorumluluk ve sonuçta beş kardeşli HU zur.Bu HU zuru etrafımızdaki kişilerle paylaşma isteği.Yeniden kitaplarla buluşma ve okuma anlayışımız gelişti.İbadet ve dua anlayışımız, samimiyetimiz gelişti.Bizim HU zura kavuşmamıza,aslımıza kendi değerlerimize dönmemize vesile olduğunuz için Rabbimize hamd ediyor,her ne kadar biz size yeterince sahip çıkamasakta siz elimizden tutmaya devam edin,uçurumun yanında bizi kendi halimize bırakmayın.Çünkü sizin sayenizde sevgiyi,hoşgörüyü,tevazuyu,merhamet ve vicdanı,HU zuru tekrar gündemimize aldık.ALLAH razı olsun.İyi ki sizle karşılaşmışız.İyi ki varsınız.RABB im hayırlı uzun ömürler versin.

  34. Arzu Akaslan // 22 Nisan 2017 at 08:32 //

    Hocam yazi muhtesem olmus.Okuyunca sank kalbime birseyler dokundu.Bir idrak acildi.Nefis,ego,zihin uclusunun beni Rabbime olan kullugumu engellediklerini farkettim.Bunlarla bunca sene bosa ugrasip ayni yerde saymisim.Farketmemisim olani.O varmis sadece O.O nun varligi birligi.Demisimde Lailahe İllallah aslinda BEN dememisim.Bilerek idrak ederek dememisim.Allaha sukur Rabbim dedirtmis.Ama i
    kalpten butun hucrelwrimle hissederek anca bu sabah demisim.Gece boyu yaziyi okuyup tesirlenmisi.de Allah idrakimi acmista demisim.Onun varliginda BEN yok olmasi gerektigini anlamisim.HU yu anlamisim.Osmanlilar zamaninda susu sesi ve degirmen sesi dinletirlermis hastalara.Cunki hastalarin HUZUR buldugunu tesbit etmisler.Sular akarken Huu diye zikredermus.Ya Huuu.Cok saskin cok mutluyum.Hocam bu yaziyla sukretmeyi unuttugumu

  35. Arzu Akaslan // 22 Nisan 2017 at 08:45 //

    Farkettim.Vicdanimi sorguladim.Gecmise dondum.Nekadar tevazuluyum nekadar merhametliyim.Huzura kabule hazirmiyim diye.Cok manalar acildi ufkumda.Yazi icin cook tesekkur ederim.Bizi aydinlattiniz.Her zaman bana derdiniz Farki Fark et diye.Farki farkettim insallh hocam

  36. Sevgili hocam bu yaziniz icin once tesekkur etmek istiyorum…sanirim en az bes kere falan okudum her okudugumda farkli bir noktada kendimi buldum.Yazinizin ertesi gunu kendime vakit ayirip en az 20 dak hay ve huuu cekip bedenimdeki degisimleri kontrol ettim.Farkli titresimler ve duygusallik hat safhadaydi,zihin kontrolumude yaparak ibadetlerime kaldigim yerden devam ettim.Bizler icin her gece calisma yaptiginizi bizlere emek verdiginizi biliyor ve sizi seviyoruz hocam

  37. Gerçekte kim olduğunuzu bildiğinizde, Anda samimi olarak içinizde derinlerde farkında olan, gözlemleyen olduğunuzu hissettiğinizde sevgili hocamızın yazısındaki Hû Zuhur ediyor. Bu Anı hiç kaybetmemek üzere, Şifa olsun inşaAllah.

  38. Mehmet Lüleci // 23 Nisan 2017 at 04:25 //

    Dediki;Benim Adım Huzur.yazınızı okudukça hele okumakta olduğum İbn ül Cevziyye bin Nefis Terbiyesi ile Prof.Dr.Siz el-Karni bin Üzülme (Üzüntüyü Bırak-Mutlu Olmaya Bak adlı eserleri bir cümle ile özetleyin,bundan ne anladınız diye soracak oldunuz;Allah a iman ,Kur an ve sünnet,e ittiba ederek ancak beş kardeşlik Hu zurun elde edilebileceğini sizin zarif ve bir o kadar anlaşılır sunumunuzla örtüştüğünü görmek,bu Hu zuru yakalamış insanın can ı olmak ile ne kadar gurur duysak azdır.Sizi seviyoruz.Rabbim sizide bizide Hu zurumuzu artıracak işler yapmaya muvaffak eylesin.Hu zur veren yazılarınızın devamını bekliyoruz.

  39. Merhaba sevgili dostlarım,
    Son yazdığımız … DEDİ Kİ, BENİM ADIM HUZUR… başlıklı yazımıza gösterdiğiniz ilgi ve yüksek duyarlılık ve farkındalık için hepinize teşekkür ediyorum. Bu yazı ile ilgili sorularınızı cevaplandırmadan, konunun daha da derinine gitmeden önce çok ince ve önemli bir ayrıntıyı da özellikle belirtmem gerekiyor. Bu ince ve önemli ayrıntı, bize yeni katılan sevgili dostlarımızın ve bazı kardeşlerimizin yazımızdan hiçbir şey anlamadıklarını beyanla kendilerini biraz geride veya yetersiz gördüklerini ifade etmekteler. Sevgili kardeşlerim lütfen böyle düşünmeyin, Allah’ın izni ile sizler hepiniz bu farkındalığa sahipsiniz. Belki bizim üslubumuz veya tarzımız size yetersiz veya uygun değildir inşallah bu yazılar devam ettikçe bir birimizi daha iyi anlayacağız. Bu konu ile alakalı birkaç hususu da kısaca belirtmemde fayda olacağını umuyorum. Bunlardan birincisi tasavvufun kendine özgü çok güzel ve hoş bir literatürü olması, ikincisi maalesef VARLIK BİLİNCİ konusunda bizim bilincimiz ve bilinçaltımız hep analitik ve materyal bilgilere programlı olduğundan kuantum ve tasavvuf farkındalığına kör ve sağırız. Hal böyle olunca aslında çok basit ve çok kolay olan bu farkındalığı göremiyor, duyamıyoruz. Bu husus çok ayrı ve özel bir konu ve inşallah bu ”derin projenin/programın” da ne olup olmadığını konuşuruz. Bu algı yanılmasının bir diğer sebebi de asıl yazıda vurguladığımız, üzerine gittiğimiz ve maalesef tam olarak ne kadar olumsuz ve tehlikeli bir etkisi olduğunu bilemediğimiz (Zihin, ego ve nefs) üçlü imparatorunun bilincimizi hatta bilinçaltımızı provoke ederek bu farkındalığa ulaşmamızı engellemesidir. Kısaca bunlara değindikten sonra şimdi bu konu ile alakalı soruları yanıtlamaya çalışayım.
    Sevgili canlar, yazıyı çok uzatmamak için isimlerden bahsetmeden, genel olarak sizin hissiyatlarınıza tercüman olacak, sorduğunuz veya soramadığınız soruların tamamına cevap olacak şekilde genel bir açıklama/cevaplama yapmak istiyorum. Rabbimize hamd olsun ki çoğunuz Sıfır Noktası Enerjisi Matrix’e ulaşmış, çok özel ve çok değerli kardeşlerimizsiniz. Her zaman özellikle ifade ettiğimiz gibi bu ışık “bizce” ahir zamanda insanoğluna rabbimizin rahman ve rahim katından sunulmuş en yüksek FARKINDALIK. Oysa bizler bilerek veya bilmeyerek özellikle bu farkındalığın 12 dilimlik pastasından sadece ŞİFA dilimine talibiz. Diğer on bir dilimin/portalin farkında bile olmuyoruz. Çünkü doğal olarak buna “şifa dilimine” çok ihtiyaç var ve yukarıda bahsettiğim sebeplerden dolayı bizler diğer alanları göremiyor, duyamıyoruz. Bizimde/benimde derdim tamda bu. Elimden geldiğince, ömrüm oldukça diğer dilimleri-portalleri sizlere göstermek/duyurmak… Bunlardan biride yazımıza konu olan tasavvuf/kuantum farkındalığı.
    Değerli kardeşlerim hemen hemen her yazımızda, sohbetimizde, eğitimimizde, seminer ve konferanslarımızda özellikle üstüne basa basa, “bazılarının canının acımasına” bile sebep olacak şekilde üzerinde durduğumuz bir hususu burada yeniden ve özellikle belirtmek istiyorum. Bizler tasavvuf dedikçe maalesef bu konuda yüzyıllardır oluşturulmuş bir “algı yanılması” ile taassup algılanıyor. Oysa bunlar bir birine tamamen zıt ve akla kara gibi ayrı konular. Bizler tasavvufu ve gerçek mutasavvıfları bilemediğimiz ve “ustaca kurulmuş bir algı sekmesi” ile, onları günümüzdeki din tacirleri ile bir tutuyoruz. Oysa bizim büyük bir hayranlıkla hala anlamaya, öğrenmeye çalıştığımız Muhyiddin İbnül Arabi’ yi dünyanın tüm düşünürleri, fikir adamları, felsefecileri kısacası gerçek aydınları bizden daha iyi biliyor ona Dr. Maksimus unvanını veriyorlar.
    Sevgili dostlarım maalesef istemeyerek yine konu çok uzadı. Hemen sorularınızın cevabını vermeye devem edeyim. Yazımızda bildiğiniz gibi ben kendi içsel yolculuğumdan/hesaplaşmamdan bahsederek, gerçekten kendi nefsimi hem kendimin hem de sizlerin ayaklarının altına atıverdim. Ona acımadım, acımayacağım. Ve onun üzerinden sizlere hepinize dersler çıkarmanız için tasavvuf edibince ve literatürü ile göndermeler yaptım. O yazı bizim bundan sonraki yol haritamızda bir pusula olacak. VARLIĞIN BİRLİĞİNİ idrak edebilmek için nereden başlamamız ve nereye ulaşmamız gerektiğini göreceğiz. O çok değerli beş kardeşi gerçekten ruhumuza yoldaş yapabilmek ve o doyumsuz manevi HÛ ZUHUR u “her daim” ruhumuzda hissedebilmek, onun morfik boyutunda kalabilmek için “O” nun her şey, her şeyin “O” olduğunu o malum üçlü imparatorlarımıza kabul ettirmek yegâne gayemiz olacaktır. Bundan sonra benim/bizim bu konu ile ilgili çok daha fazla çalışmamız/yazmamız/konuşmamız ve eğitimler vermemiz gerektiği bize emredildi. Zira biz durunca onlar(!) harekete geçiyor ve bizim evlatlarımıza gözlerini dikiyorlar.
    Sevgili canlar, şimdilik bu kadar, sorularınız istikametinde bir OKYANUS YOLCULUĞUNA çıkabiliriz.
    Sevgi, huzur ve ışıkla…

  40. “Yazımızda bildiğiniz gibi ben kendi içsel yolculuğumdan/hesaplaşmamdan bahsederek, gerçekten kendi nefsimi hem kendimin hem de sizlerin ayaklarının altına atıverdim.”
    büyük bir adanmışlıkla yazdığınız bu satırlar, hayatımızda en önemli yerini aldı. Geriye kalan 11 öğretiyi öğrenirken ufkun ne kadar büyük, kalbimizin ne kadar geniş, duygularımızın ne kadar yoğun ve düşüncelerimizin ne kadar berrak olacağını hayal ediyorum. vede inanıyorum ki!.. Aynı ve daha yoğun bu duyguları yaşattığınız için teşekkür ederim.

  41. Merhaba Sevgili dostlarım,
    Bu günkü yazımız çok geniş kapsamlı ve detaylı konuları kapsadığı için oldukça uzadı. Sizleri yoruyorum farkındayım. Lütfen hakkınızı helal edin ve yazılarımızı zorlansanız da okuyun.
    İlk yazılarımızda ifade etmeye çalıştığımız Hû zuhur’un “Huzur’un” sinemizde(!) daim olarak kalıp titreşmesi ve tüm hücrelerimizi rezone ederek morfik alanımızı güçlendirmesi ve böylece acı çeken dünyamızın ve tüm evrenin rezonansına olumlu katkıda bulunabilmemiz için FARKINDA OL mamız gereken hususları biraz lirik bir üslupla sizlere sunmaya çalıştım. Şimdi ise yazıyı çok uzatmadan sorulan sorular istikametinde bu farkındalığın “SIFIR NOKTASI ENERJİSİ MATRİX” le Huzurda olmanın bağlantısı var mı? Deniliyor ya… İşte bu soru çok önemli. Bende dilimin döndüğünce bunu izah etmeye çalışacağım.
    Eğitimlerden hatırlarsanız, bizim kanal olduğumuz İLAHİ FARKINDALIK tamamen SIFIR NOKTASINA bağlı ve tek kaynak. Bu kaynağa ulaşmanın ve o kaynağın SONSUZ VE SINIRSIZ güzelliklerinden (Ki.. şifa bunlardan çok küçük bir parça) faydalanmak için kesinlikle KUTSAL KALBE inmek gerekiyor… Hatırlayın. Kutsal kalbimizde BÜTÜNÜN EN YÜKSEK HAYIRINA TERTEMİZ BİR NİYET olması gerekiyor. Ve o NİYETİN hiçbir şüpheye, tereddütte mahal vermeden SALIVERMEK, böylece her şeyin sahibine koşulsuz ve beklentisiz bir şekilde teslim etmek ve teslim olmak gerekiyor. İşte Huzur’un tamda bu ortamda dört kardeşi ile birlikte zuhur ettiğini ifade etmeye çalışıyoruz. Kısacası Huzur ancak sıfır noktasında zuhur ediyor ve HER ŞEY tamda orada HİÇBİR ŞEY OL uyor. İşte tam burada tasavvuf penceresinden baktığımızda karşımızda, 750-800 yıl önce düşüncenin HERŞEY Olduğunu, Her şeyin düşüncenin ürünü olduğunu bütün bunlarında her şeyin sahibince insanlara verilmiş bir armağan olduğunu gören, bilen ve duyan Hz. Mevlana’yı, aşkın sultanı Tebrizli Şemsettin’ i (şems), daha mikropların ve mikroskopun hayali bile bilinmezken hüvveleri ( atomları) bilen, her şeyin enerjiden ibaret olduğunu fark eden Şeyhül Ekber İbnül Arabi koşup geliyor… Her biri bir yerden ben buradayım…. Sorun, soruların en ağırını, bilinmezini sorun diye…
    Sevgi, huzur ve ışıkla…

  42. aliye sibel oral // 24 Kasım 2017 at 15:24 //

    katılabilirmiyim ücret ne kadardır acaba

Yoruma Kapalı.