ŞİFANIN KAYNAĞI KUTSAL KALBİMİZ

ŞİFANIN KAYNAĞI KUTSAL KALBİMİZ

Âdemoğlunun bu kâinatta var olduğu zamanlardan beri şifacılıkta yaşamın bir gereği olarak var olmuştur. Şifa ve şifacılık değişik kült ve kültürlerce farklılıklar gösterse de özünde insanın bütüncül sağlığı ile ilgili bir takım ritüel ve uygulamalarla aynı amaca hizmet etmektedir. Modern tıbbın doğuşu ve gelişimi tamamen rasyonel zemin üzerinde ölçülebilen, gözlemlenebilen, sayısal değerlerle aklen ifade edilebilen “bilimsel” donelerle ispatı mümkün olması gerekirken, kadim zamanlardan günümüze kadar gelen ve özellikle elle dokunarak aktarılabilen ve temelinde bir inisiyasyan/uyumlanma gerektiren şifa kanalları ile birlikte semavi dinlerin hemen hemen hepsinin ortak ritüeli olan okumak, üflemek gibi aklen ve bilimsel izahı mümkün olmayan birçok ezoterik uygulamalarda son yıllarda olağanüstü bir şekilde yayılmaktadır.

Bu genel açıklamadan sonra ben bu yazımda sizlere her ne şekilde olursa olsun şifanın asıl kaynağından ve iyileştirici frekanstan bahsetmek istiyorum. Elbette modern tıbbın ve bilimselliğin karşısında onlara alternatif bir yaklaşımda olmadığımı belirterek, belki de modern/bilimsel yaklaşımların biraz dana modernleşmesi ve kuantum bilimini tam olarak benimsemeleri gerektiğine inanmaktayım.

Özellikle son yıllarda benimde içinde bulunduğum bu alanda gerçekten tarafsız kalarak gözlemlediğim çok önemli bir hususu dikkatlerinize arz etmek istiyorum. Modern tıbbın dışındaki tüm şifa yöntem ve teknikleri zihinsel olarak ve aklen izah edilemez. Ancak o mucizevi sonuçlar ölçülebilir ve değerlendirilebilir. Tam da burada asıl can alıcı noktaya dikkat çekmek istiyorum. Şifa denilen kutsal olgu ne beynin, ne ellerin, ne gözlerin, ne de nefes ve efsunun işidir. ŞİFA KALBİN İŞİDİR.  Şifa öğreticileri ve uygulayıcıları öğretirken veya uygularken; bizim SNE. Matrix eğitimlerinde sıklıkla tekrarladığımız gibi KALBE İNMEYİ, NİYET ETMEYİ VE SALIVERMEYİ bilmelidir. Zira zaman zaman modern tıbbında başını döndüren o ilahi kudret KUTSAL KALBİMİZİN tamamen RAHMAN VE RAHİMİN bize kendi nefesinden lütfettiği MERHAMET duygusu ile koşulsuz sevgiye bağlanarak oluşturulan/geliştirilen İYİLEŞTİRİCİ/ONARICI şifa frekansına bağlanıp, karşısındaki kişiyi de aynı frekansa rezone etmesi gerekmektedir. Asıl şifa budur. BU GERÇEK ŞİFADIR. Evet, şimdi haklı olarak diyorsunuz ki bu iş nasıl olacak?

Bu güzel sorunun birçok cevabı var ama öncelikle EGOYU YOK SAYMAKTAN başlamalıyız. Yani şu dilimize yapışmış, tüm değerlerimizi sömüren  “BEN” kelimesine çok dikkat edeceğiz ve unutmayacağız ki ŞİFA ALLAHTANDIR. En son olarak ta MERHAMET duygusu ile tüm inanmışlık ve adanmışlığımızla kişiye/duruma odaklanabilmektir. Evet bu kadar… Elbette söylemesi/yazması kolay da şu egoyu ( enaniyeti) nasıl terbiye edeceğiz derseniz. Sadece FARKINDA OLUN VE ONU GÖZLEMLEYİN  (gözlemcinin gücü)  yeter derim.

Hayırlı geceler diliyorum.

Bayram ERSOY

Yorum Yap veya Soru Sor

e-mail adres will not be published.


*